- ADAT : Faiz hesabında faize esas olacak tutar ile günlerin çarpımı sonunda bulunan sayı.
- ADDETMEK : Saymak, öyle kabul etmek, öyle olduğunu bilmek, varsaymak.
- ADEMİ KABUL: Kabul etmeme.
- ADEMİ TEDİYE : Ödememe, ticaret senetlerinin vadesi geldiği halde ödenmemesi.
- ADİ: Bayağı, olağan, normal, düşük, sıradan.
- ADİ KEFİL : Borçlunun iflas etmesi veya borçluya karşı yapılan icra takibinin, alacaklının kusuru olmaksızın sonuçsuz kalması yahut borçluya karşı Türkiye’de kovuÅŸturma açılmasının olanağının bulunmaması durumlarında kendisine baÅŸvurulacak kimsedir. Müteselsil (dayanışmalı) kefil olmayan kimsedir.
- ADİ ORTAKLIK : Adi Şirket; iki veya daha çok kimsenin ortak bir amaca ulaşmak için emeklerini ve mallarını birleştirmeyi kabul ettikleri sözleşme.
- AHAR : Başkası, üçüncü kişi.
- AHVAL :Â Haller, durumlar.
- AHZU-KABZ : Alma, beli bir paranın veya malın teslim alınabilme yetkisi.
- AKD : Bağlama, düğümleme, kararlaştırma, anlaşma ve sözleşme.
- AKİT : Sözleşme, bağıt, mukavele.
- ALEYH : Karşı, karşıt, olumsuz.
- ASALETEN : Asil olarak, vekillik veren olarak, bizzat kendisi olarak, kendi adına
- ATAŞMAN : Günlük işlerin cinsi, miktarı ve çeşidinin yazıldığı (yeşil) defter.
- AVAL : Ticari kefalet, aval verilerek, ticari senet üzerindeki bedelin ödenmesi, tamamen veya kısmen teymin edilmektedir. Ticari senet borçlusunun borcunu ödememesi halinde, bu borcunun onun adına ödeneceği yolundaki üçüncü kişinin beyanı imzası.
- AZA : Vücutda belli bir işlevi yerine getiren bölüm, uzuv, organ üye.
- AZİL : Verilen temsil yetkisinin ortadan kaldırılması, memurun memurluk ilişkisinin kesilmesi, görevden uzaklaştırma


