- MADDE : Yasa, tüzük, yönetmelik gibi yazılı hukuk kurallarında bulunan ve sıralanan ayrı ayrı hükümleri göstermek için kullanılan bölüm işareti. Maddeler fıkralara, fıkralar bentlere ayrılır.
- MAHCUR : Hacir altına alınmış kimse, kısıtlı.
- MAHDUT : Sınırlı, tahdit edilmiş.
- MAHFUZ : Saklı.
- MAHZEN : Depo, binaların bodrum katı.
- MALİ YIL : Bütçenin uygulandığı yıl.
- MAMELEK : Malvarlığı
- MANİFESTO : Bildiri, beyan, beyanname, kaptanın gemisi ile taşıdığı yükün neden ibaret olduğunu ve varılan yerin gümrük idaresine yaptığı beyan.
- MARUF : Herkesce bilinen.
- MATLUP : İstenen, istenilen şey, alaçak.
- MAZBATA : Tutanak.
- MEAL : Anlam.
- MEBLAĞ : Para tutarı, akçe.
- MECUR : Kiraya verieln ÅŸey, kiralanan.
- MEHİL : Süre, önel.
- MEMNU : Menedilmiş, yasaklanmış, yasak.
- MENFİ : Olumsuz.
- MENKUL : Bir yerden bir yere taşınması olanaklı mallar, taşınır mallar.
- MENŞE : Kaynağı, doğum nedeni, kökü, başlangıcı.
- MERAM : Amaç, niyet, istek.
- MERCİ : Makam, kat, yer, başvurulacak yer.
- MERİ : Yürürlükte, geçerli.
- MESAHA : Ölçme, ölçümleme.
- MESKÜN : İçinde insan oturan, oturulan, yerleşilmiş.
- MESNED : İsnad edilen şey, dayanılan şey, dayanak, rütbe.
- MEVDUAT : Belli bir zaman sonunda veya belirli olmayan zamanlard çekilmek üzere bankaya yatırılan para.
- MEVKUF : Tevfik edilmiÅŸ kimse, tutuklanan kimse, tutuklu.
- MEVZU : VazedilmiÅŸ, konulmuÅŸ konu.
- MEVZUAT : Yasa, tüzük, yönetmelik ve diğer hukuk kaynaklarının tümü.
- MEYAN : Arada, ara, arasında.
- MEZUN : İzinli, yetkili, bir okulu ( kursu ) bitiren kişi.
- MİKTAR : Sayı, derece, ölçü, ağırlık, hacim.
- MİNVAL : Tarz, şekil, yol.
- MİRAS : Bir kimsenin ölümü ile mirasçılara gelecek mal, hak, borç ve hukuksal durumlar, kalıt.
- MİRAS MUKAVELESİ : Mirasçı atanması, mirasçıların mirastan feragatı, muayyen vasiyette bulunulması gibi ölüme bağlı tasarruf içerer sözleşme.
- MİRASÇI : Miras bırakanın mirasından yararlanan kişi, bunlar yasal mirasçılar ve mansup mirasçılardır, verese, varis.
- MİRASÇILIKTAN ÇIKARMA : Mirastan ıskat.
- MUACCELİYET : Borcun ivedili olması, borcun vadesinin gelmiş olması.
- MUAMELE : Yargılama.
- MUAYYEN : Belirli, belli, saptanmış.
- MÜBADELE : Bir şeyin başka bir şeyle değiştirilmesi, değiştirme, değişim, değiş-tokuş.
- MUBAYAA : Satın alma.
- MÜBREZ : İbraz edilmiş, gösterilmiş, sunulmuş.
- MÜCAVİR ALAN : Komşu alan, belediye sınırlarına komşu alan, bu alan, belediye imar mevzuatı bakımındanözel düzenlemeye uyruktur; imar mevzuatı bakımından belediyelerin kontrol ve sorumluluğu altına verilmiş olan alan.
- MUCBİR : Zorlayıcı, zorlayan.
- MÜDAFAA : Savunma.
- MÜDAFİ : Savunucu, savunan.
- MÜDAHİL : Müdehale eden, davaya katılma.
- MUDİ : Emanet veren, saklatımda sulunan kişi, saklatan, bankaya para koyan, mevzuat sahibi.
- MÜECCEL : Vadeli, vadeye bağlanmış, zamanı gelmemiş.
- MÜELLEF : Yazılan eser, kaleme alınan yapıt.
- MÜESSESE : Kuruluş, enstitü, örgüt, kurum, sistem.
- MÜFLİS : İflas eden kimse, batkın, hakkında ticaret mahkemesi tarafından iflas kararı verilmiş gerçek veya tüzel kişi.
- MUĞLAK : Anlaşılmaz, kapalı, karışık.
- MUHAKEME : Yargılama.
- MUHAKEMENİN İADESİ : Yargılanmanın yenilenmesi.
- MUHAMMEN : Tahmin edilen, oranlanan.
- MUHAMMEN BEDEL : Bir şeyin satıldığı zaman kaç liraya alıcı bulabileceği düşünülerek tahsin edilen bedel, tahmini satın alma fiyatı.
- MUHASAMA : İki taraf arasındaki husumet, davalaşma, düşmanlık, muhalefet
- MUHAYYER : Daha sonra beğenilmezsegeri vermek koşuluyla, seçimlik, seçilmek üzere, beğenilmek üzere.
- MUHDES : İhdas olunmuş, sonradan meydana gelmiş, oluşturusmuş
- MUKABİL : Karşılık, karşı.
- MUKAVELE : Kavilleşme, sözleşme, bağıt, akit.
- MÜKELLEF : Yükümlü, ödevli, görevli.
- MUKİM : Oturan, ikamet eden.
- MÜKTESEB : İktisab edilmiş, kazanılmış, edinilmiş.
- MUKTEZA : Gerek, gerekçe,yasa gereğince yazılması gereken yazı.
- MÜLGA : Yrülükten kaldırılmış, ilga edilmiş.
- MÜLHAKAT : Bağlantılar bir bütüne katılanlar, bir merkeze bağlı olanlar.
- MÜLK : Taşınmaz mal, mal, devlet.
- MÜMESSİL : Temsilci.
- MÜMEYYİZ : İyiyi kötüden ayırma yeteneği, temyiz gücüne sahip.
- MÜNAZAA : Uyuşmazlık, çekişme, anlaşma.
- MÜNFESİH : Bozulmuş, dağılmış.
- MÜNHAL : Boş, açık, görevlisi bulunmayan.
- MUNZAM : Ek, ilave
- MURAFAA : Duruşma, genellikle yargıtayda yapılan duruşmaya verilen ad.
- MUSADDAK : Tasdikli, onaylı.
- MÜŞAHHAS : Somut, elle tutulabilir, belli, sübrektif.
- MÜSBET : Olumlu
- MÜSTACEL : İvedi, tez, hemen yapılması gerekli, acele olarak.
- MÜSTAFİ : İstifa eden, ayrılan, suçunda bağışlanmak isteyen.
- MÜSTAKİL : Bağımsız, ayrı.
- MÜSTECİR : Kiracı, bir şey kiralayan kimse, kiraya alan.
- MÜŞTEKİ : Şikayetçi, yakınıcı.
- MÜŞTEMİLAT : Eklenti.
- MÜSTENİDAT : Dayanak, gerekçe, dayanılan belgeler.
- MÜŞTEREK BORÇLU, MÜTESELSİL KEFİL : Alacaklının, alacağını temin altına almak için üçüncü kişiye, hem müşterek borçlu hemde dayanışmalı kefil olarak sözleşmeyi imzalatması halindeki üçüncü kişinin durumu.
- MÜŞTEREK MÜLKİYET : Bir kaç kişinin bir şeye ortak olarak malik olmaları ve paylarının fiilen bölünmemiş olması durumundaki ortaklık.
- MÜSTEŞAR : Bakanlık örgütünde bakandan sonra yer alan geniş yetkili kamu görevlisi, kendisiyle istişare edilen, iş danışılan.
- MÜTALAA : Görüş, irdeleme, düşünce.
- MÜTEAHHİT : Taahhüt eden, yüklenici, eser yapımını taahhüt eden.
- MÜTEFERRİK : Dağınık, çeşitli, ayrı ayrı, türlü.
- MÜTEMMİM CÜZ : Tamamlayıcı parça.
- MÜTERCEM : Tercüme edilmiş, çevrilmiş.
- MÜTERCİM : Tercüman, çevirmen, çevirici, dilmaç.
- MÜTEVEFFA : Vefat etmiş, ölü, miras bırakan.
- MÜTEVELLİ : Bir vakfın yönetiminin kendisine verildiği kişi, vakıf yönetim kurulu
- MUVAFAKAT : Uygun görme, onarma, razı gelme, rızası olma.
- MUVAKKAT : Geçici.
- MUVAZAA : Danışıklı işlem, danışık, tarafların 3. kişileri aldatmak amacı ile ve fakat gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak konusunda anlaşmaları.
- MÜVEKKİL : Kendisine vekil ile temsil ettiren kişi, vekillik veren, vekil eden, vekilin temsil ettiği kişi.
- MUZAYAKA : Darda kalma, zor durum.
- MÜZAYEDE : Artırma, açık artırma.
- MÜZEKKERE : Yazı, tutanak.


