- VAAD : Sözveri
- VAKIF : Tesi, başlı başına bir mal varlığı bulunmak üzere bir malın belirli bir amaca örgütlenmesi.
- VALÖR : Borçlu ve alacaklı hesaplarda faizin başladığı tarih, valör, yatırılan para için tahsili işleyen ilk iş günü, çekilen para bakımından ödeme günüdür
- VARAKA : Belge, yazılı kağıt.
- VARESTE : KurtulmuÅŸ, berbesk, iliÅŸiksiz.
- VAS : Koyma, koyulma, konulma.
- VASİ : Koruman, yasanın öngördüğü durumlarda, küçüklük, ve hacir ( kısıtlık ) nedeniyle, bu tür kişilerin yararlarını korumak üzere, sulh yargıcı tarafından atanan kanuni temsilci.
- VASİYET : Bir mimsenin, hukuki hükm ve etksi, ölümünden sonraya yönelik olmak üzere mallarında yasanın koyduğu sınırlar içerisinde karşılıksız tasarrufta bulunması.
- VASİYETNAME : Vasiyet tasarruflarını içeren ve yasada gösterilen biçimlere uyularak yapılan ve vasiyetçi tarafından ölünceye kadar dönülebilen yazılı irade beyanı, vasiyetnameler el yazısı, resmi veya sözlü olur.
- VECAİB : Vecibeler, borçlar.
- VEÇHİLE : (Bu ) yönden, ( bu ) yüzden, böylece.
- VECİBE : Borç.
- VEFA HAKKI : Hak sahibine, sattığı şeyin mülkiyetinin kararlaştırılan bedel karşılığında tekrar kendisine devrini, tek taraflı bir irade beyanı ile isteme yetkisini veren hak.
- VEKALET : Vekillik, bir kişinin kendi adına iş yapabilmesi için yetki verilmesi.
- VEKALETEN : Bilvekale, vekil olarak, başkası adına vekalet etmek.
- VEKİL : Başkası adına işler yapmakla yetkilendirilen kimse.
- VELAYET : Reşit olmayan çocuğun yasal haklarının kullanılması için anne babaya verilen haktır.
- VERASET : Katılım, soya çekim, bir kimsenin ölümü ile mirasçıların kazandığ durum
- VERESE : Mirasçılar.
- VESAYET : Küçüklerin ve mahcurların (hacir altına alınmış kişilerin ) korunması amacıyla, özel hukukta düzenlenen ve bir kamu hizmeti niteliğini gösteren kurum.
- VİRMAN : Bankacılıkta, bir hesaptan başka bir hesaba veya şubeden şubeye para nakli, hesap sahiplerince bankaya verilen ödeme emri.
- VUKU : OluÅŸ, olma.
- VUKUF : Bir ÅŸeyi bilmek.


