turk hukukunda noterlik Türk Hukukunda Noterlik ve Noterlik MüessesesiTürk hukukunda noter ve noterlik müessesesi, diğer hukuk sistemlerinde olduğu şekilde çok eski bir geçmişe sahiptir. Noterliğin kurumsal düzeyde oluşması bağlamında bunu üç evrede ele almakta yarar vardır. Bunlar;Tazminattan önceki ve sonraki dönem ile Cumhuriyet Dönemi’dir.

TANZİMATTAN ÖNCEKİ DÖNEM

Tanzimattan önceki dönemde Osmanlı Devletinde İslam Hukukunun çok büyük ölçüde hakim olduğunu görmekteyiz. Bu bağlamda noterlik de bu hukuk sistemine uygun olarak gelişmiştir. İslam Hukukunun noterliğe çok büyük önem verdiğini ilk bakışta söylemek mümkündür. Zira, İslam Hukukunun temel kitabı olan Kuran-ı Kerim (Bakara) suresinin 282 inci ayeti bu konuda önemli hükümler ihtiva etmektedir. Anılan Ayet-i Kerime’nin meali şöyledir; “Ey iman edenler! Belirlenmiş bir süre için birbirinize borçlandığınız vakit onu yazın. Bir katip onu aranızda adaletle yazsın. Hiçbir katip Allah’ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan geri durmasın; (her şeyi olduğu gibi) yazsın. Üzerinde hak olan kimse (borçlu) da yazdırsın, Rabbinden korksun ve borcunu asla eksik yazdırmasın. Şayet borçlu sefih veya aklı zayıf veya kendisi söyleyip yazdıramayacak durumda ise, velisi adaletle yazdırsın. Erkeklerinizden iki de şahit bulundurun. Eğer iki erkek bulunamazsa rıza göstereceğiniz şahitlerden bir erkek ile –biri yanılırsa diğerinin ona hatırlatması için –iki kadın (olsun). Çağırıldıkları vakit şahitler gelmemezlik etmesin. Büyük veya küçük, vadesine kadar hiçbir şeyi yazmaktan sakın üşenmeyin. Böyle yapmanız Allah nezdinde daha adaletli, şehadet için daha sağlam, şüpheye düşmememiz için daha uygundur. Ancak aranızda yapıp bitirdiğiniz peşin bir ticaret olursa, bu durum farklıdır. Bu durumda onu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. (Genellikle) alış-veriş yaptığınızda şahit tutun. Ne yazan, ne de şahit zarara uğratılsın. Eğer bunu yaparsanız (zarar verirsiniz) şüphe yok ki bu, sizin yoldan çıkmanız demektir. Allah’tan konkur, Allah size gerekli olanı öğretiyor. Allah her şeyi bilmektedir.

Bu ayetteki borç kavramı sadece karz akdine münhasır olmayıp bütün borçlara şamildir.

Bu ayetin gereği olarak İslam devletlerinde katib-i adiller noterlik hizmetlerini yapmışlardır. Katib-i adillerde aranan özellik, hiçbir şahsa düşmanlıklarının olmaması, adil, güvenilir ve ilmi sakde ehil (yani senet, sözleşme ve sairenin formüle edilmesinde bilgili) olmalarıdır.

Osmanlı Devletinde ise Tanzimata kadar noterlik görevi, dini hükümlere göre, kadı ve naipler (kadı yardımcıları) tarafından yerine getirilmiştir.

Yazının devamı » 1 2 3



Yorum Yaz

YORUM YAZMADAN ÖNCE
Türkçe yazanlar için hatırlatmalar;

* Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter. Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.
* "gelcem, gitcem, gidiyom" denmez "geleceÄŸim, gideceÄŸim, gidiyorum" denir. "Herkez" denmez "herkes" denir.
* "Yaaaa" çok laubali bir sözdür. "bU şEkiLDE" yazmak sadece okuyanı yorar.
* "Yanlız" değil "Yalnız" denir. "ğ" harfi "g" şeklinde yazılamaz.
* "Dahi" anlamındaki "de" ayrı yazılır. Yani "Bende, sende" denmez, "Ben de, sen de" denir.
* "Geldimi?" yazılmaz "Geldi mi?" yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. "OKmi?" değil, "Tamam mı?" denir.
* "ahmet, belgin, duru" denmez. "Ahmet, Belgin, Duru" denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.
* "ki" eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, ilgi zamiri ve yapım eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır. * "v" yerine "w" yazılmaz...
... Yani Türkçe, Türkçe yazılır. MSN Türkçesiyle değil.
Yorumlarınızın anlaşılmasını istiyorsanız, lütfen dilimize özen gösterin.