TANZİMATTAN SONRAKİ DÖNEM
Tanzimattan sonra başlayan batılılaşma hareketleri çerçevesinde Fransız Ticaret kanunun 1849 tarihinde Ticareti Berriye, 1853 tarihinde ise Ticareti Bahriye kısmı iktibas edilerek yürürlüğe girmiş ve 1860 yılında da Ticaret Mahkemeleri kurulmuştur. Bu gelişmeleri müteakiben 1868 yılında da Ticaret ve Deavi Kalemi Nizamnamesi yürürlüğe girmiştir. Böylelikle, kadı ve naiplerin yanında, ticaret işlerine müteallik olup ticaret mahkemelerine sunulacak işler için noterlik müessesesine sistemli olarak ilk adım atılmıştır. Bu nizamnamenin 1 inci maddesi ile deavi kaleminin görevleri arasına; kara ticaretine ait her nevi sözleşme, vekalet, kefalet, itirazname, senet, evrak ve sairenin tesdiki ile istek halinde düzenlenmesi, Türkçe olmayan ve ticaret mahkemelerine verilecek evrakın Türkçe’ye çevrilmesi gibi işler dahil edilmiştir. Anılan Nizamnamenin 17 ici maddesinde de tanzim işinin şekli gösterilmiştir.
Mecellenin yürürlüğe girmesinden sonra, Fransız Noterlik Kanunundan esinlenerek hazırlanan Mukavelat Muharrirleri Nizamnamesi kabul edilmiştir. Daha sonra bunun yetersiz kalması üzerine İsviçre ve Avusturya Noterlik kanunlarından yararlanılarak hazırlanan Katibi Adil Kanunu Muvakkati 1913 yılında kabul edilmiştir. Bu Kanunla birlikte noterliğin ilk defa devlet himayesine mazhar olduğunu söylemek mümkündür. Bu Kanuna rağmen, 1924 yılına kadar şeriyye ve nizamiye mahkemeleri, katibi adillerin yanında tanzim ve tasdik işlerine devam etmişlerdir. 1924 yılında katibi adil (noterlik) teşkilatının yerleşmesinden sonra tanzim ve tasdik işleri tamamen katibi adillere bırakılmıştır. Katibi Adil Kanununu Muvakkati 1938 yılına kadar yürürlükte kalmıştır.
