” Yakın siyasi tarihimiz de sıkça duyduğumuz küçümseyici bir slogan olan ” Çankaya Noteri” tanımlamasının ne kadar haksız bir yaklaşım tarzı olduğunu sanırım son birkaç ay boyunca yaşadıklarımız kanıtladı. Aslında hayatın pek çok alanında hepimizin yolu notere düşmüştür desek abartmış olmayız. Gittiğimiz Noterler de gördüğümüz ciddiyet ve resmiyet , Noterin son imza aşamasında evrakları kontrolu , kimi zaman düzeltme için katiplere geri göndermesi , vekaletname istediğimizde detaylı sorgu ve sualleri yapılan işin şakaya gelir yanı olmadığını gösterir bizlere. Hele birde aranızda noterden aldığı belge ile işini halledemeyen varsa , daha iyi bilir iyi ve yeterli katiplerin değerini ki ; Notere derdini tam anlatarak istediği düzenlemeyi alabilmenin yolunun yeniden ödenecek ve çok büyük bölümü resmi harçlardan oluşan ücretten geçtiğini gördüğünde. Sadece Noterler değil pek çok resmi daire veya özel kuruluşun yöneticileri altına imza attıkları evrakın gerek maddi gerekse içerik açısından doğru olması için ayrı bir çaba sarf ederler. Ne kadar olsa ” söz namustur” anlayışına haklı olarak , sahip bir millet için , sözün yada altına imza atılan belgelerin pek farkı olmaması ve yapılan yanlış işlemlerin düzeltilmesi için bile bazen çok yüksek bedeller ödenebilmesi , yada astlarının gözünde küçük düşmemek , en basitiyle işini doğru yapmak iyi bir yöneticinin vasfı olsa gerek… “
